NOSTALJİ
Bu sayfaya “Asri
zamanlar”dan bir yazı seçtik... 1939 yılında “Foto Süreyya”
olarak tanınan Süreyya Bükey’in çıkardığı Foto Magazin isimli
dergide yer alan “Garson ve Müşteri” başlıklı yazı başlıktan da
anladığınız gibi bir “görgü” yazısı. O dönemde sık sık bu tür
“görgü” yazılarıyla “çağdaş” ve “modern” hayatın “kuralları”
öğretilmeye çalışılmış...

Garson ve Müşteri
Foto Magazin,
1 Eylül 1939, No: 17
Bir lokantaya yahut bir
kahveye girdiğimizde müşteri olarak canımızı garsonlar ne kadar
sıkarsa biz de garsonların canlarını o derece sıkarız. Bununla
beraber her iki taraf da biraz dikkat etseler bu hale meydan
kalmaz. Her gün gelen müşterinin acele işi olduğunu, yemeğini
yer yemez derhal işine gideceğini bir garson tabiî bilemez ve
bunun için müşterisine diğer müşterileri gibi hizmet eder. Acele
işi olan müşteriye isi garsonun bu hali bir tembellik alâmeti
gibi görünür, ve hiddetlenir. Eğer bir müşteri garsona pek acele
işi olduğunu ve yemeklerini çabuk istediğini evvelden söylerse
garson da müşterisini memnun etmek için acele edeceğine hiç
şüphe yoktur.
Fakat diğer taraftan
garsonların sinirlerine dokunan bazı noktalar da vardır ki
müşteriler bunların farkına bile varmazlar. Müşteriler evvelâ ne
istediklerini derhal söylemezler ve uzun uzun düşünürler ve bir
şeye karar verince “armut piş ağzıma düş” kabilinden bunu derhal
önlerinde görmek isterler. Diğer taraftan bir çok müşterilerini
memnun etmek için çalışan garsonu bardaklarla, tabakalara
vurarak çağırırlar ve bunları şaşırtırlar. Bir müşteri bir
lokantada daha diğer müşterilerin de bulunduğunu nazırı dikkate
almalıdır. Hele yemek parçalarını masaların üstüne dökmek, ekmek
kırıntılarını yaymak hem garson için ve hem de senden sonra
gelecek müşteri için hem fazla iş ve hem de pek iğrenç olan
şeylerdendir.
Lokantalarda en iğrenç
bir hareket de kürdanlar teşkil eder ki bunları müşteriler
dişlerinin kovuklarını çeke çeke ve herkese duyurarak
kullanırlar ve bir cigara gibi ağızlarına takarlar, sonra
yerlere atarlar, işte hem iğrenç hem garson hem de müşteriler
için bu harekettir. Binaenaleyh her iki taraf da aşağıdaki
şartlar altında hareket ederlerse her iki taraf da memnun ve
müsterih olur.
Müşteriler için:
1- Garson da bir
insandır. Bunu nazarı itibara alınız,
2- Ne istediğini
bilmezsen garsonu çağırma,
3- Arzularını daima sana
hürmet eden garsona söyle,
4- Bağırma sağır
garsonlar nadirdir,
5- Garsonun biricik
tavsiyesini kabul et,
6- Arzularını açık ve
anlayışlı söyle. Garsonlar keramet sahibi insanlar değildir,
7- Yanında kadın varsa
buna sen yardım etmeğe gayret et,
8- Peçetaları,
kürdanları, yemek ve ekmek parçaların, kabukları masanın altına
atma,
9- Garsonlar sarraf
değildir, yanında ufak para bulundur,
10- Yiyeceğin şeylere
elinle dokun, diğer şeylerle dokunma.
Garsonlar için:
1- Her müşteri de bir
insandır.
2- Yemek listesini
istenilmezden evvel bizzat getir,
3- Arkadaşın için de ve
onun müşterisinden de bir sipariş al,
4- Her şey için emir
bekleme, müşterinin ihtiyacını düşün ve istemeden getir,
5- Yemekleri tavsiye et,
fakat ısrar etme,
6- Sana verilen siparişi
anladığını söyle,
7- Çatal, bıçak ve
emsali lâzım şeyleri bizzat ve söyletmeden masaya getir.
8- Yemekten sonra masayı
derhal temizle,
9- Sana para verilince
müşteriye: “Ufaklığınız yok mu?” diye sorma,
10- Lokantadan ayrılan
müşterilere de lokantaya gelir gibi muamele
et de bunlar tekrar buraya ve sana gelsinler.


Not: Yukarıdaki yazının orijinaline
http://www.medyakronik.com/arsiv/lightilave_301101.htm
linkinden ulaşabilirsiniz.
Feza Kürkçüoğluna teşekkürler. |